🏉 Doğum Günü Şiiri Murathan Mungan

Babasıavukat İsmail Mungan, annesi Habibe Mungan'dır. İlk, orta ve lise yılları Mardin'de geçti. Mardin Lisesi'nden mezun oldu. Mardin, eserlerinde sıkça kullandığı mekanlardan birisi oldu. Bu çevrenin taşıdığı farklı kültürel yapıyı, insan olgusunu eserlerine başarılı bir şekilde yansıttı. Yazar, 1972'de Ankara'ya İçinde kadın olan,kadını anlatan kitapları seviyorum. Murathan Mungan'ı da seviyorum.O zaman bu kitap okunmalıydı:)İçinde;yaşamaya çalışan,hayalkırıklıkları olan,sevilen, sevilmeyen, kendinden nefret eden,kendini başarılı sanan,iş kadını, ev hanımı olan kadınlara ait hikayeler ve onların arkasına saklanmış bir Findall types of results for doğum günü şiiri murathan mungan in Yahoo. . You will always find what you are searching for with Yahoo. Trend topic nedir Trend topic nedirBu içeriğimizde Murathan. Cumhuriyet Dönemi şairlerinden olan Mungan birçok eser üretti. г. 27 окт. Murathan Mungan yılında İstanbul'da doğmuştur. DOĞUM GÜNÜ PARTİSİNE ÜNLÜ AKINI! 12:45 Murathan Mungan Şarkıları-Senfonik projesinin kadrosunda Demet Sağıroğlu ve Ceylan Ertem gibi güçlü yorumcularla birlikte sevilen ünlü Ansızıngeri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmissinizdir. Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi. kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık. 3gündür kabus gibi mide ağrısı,bulantı,kusmayla ugrasıorum.Hayatımda ilk kez serum yedim 3saa15dakika.Sabit bir yerde bile oturamayan ben bir yatakta o kadar saat kıpırdayamadan yatmak çok zordu.Allah herkese acil şifalar versin.Cok zor bir seymiş kalkamamak insan kaybedince anlıyor degerini.Yemek yemek hatta su içmekte öyle 36saat sadece yarım bardak su içebildim o da Doğum Gününde Edebiyatımızın Usta Yazarı Murathan Mungan'ın Dizelerinden 15 Şarkı. 61. Doğum Gününde Edebiyatımızın Usta Yazarı Murathan Mungan'ın Dizelerinden 15 Şarkı. Favorilerinize Ekleyin. Edebiyatımızın büyük isimlerinden Murathan Mungan sadece şiirleriyle değil yazdığı oyunlarla ve öyküleriyle kendine has Doğum Günü Şiiri. Kutlu olsun doğum günün, kötülükler uzak olsun. Mutlu ol ömrünce, üzülmeler sana yasak olsun. Kalbin kırılmasında, üzerinde kir pasak olsun. Sen üzülme sakın, üzülmelerim sana feda olsun. İyi ki doğdun, iyi ki vermiş yaradan seni bizlere. Yıldırım gibi çaktın, güneş gibi açtın üstümüze. Gözleri maviyken yaprak yeşili. Senin sesinle konuşuyor elbet. Yarım bakışları o kadar tehlikeli. Senin sigaranı senin gibi içiyor. Kimi sevsem sensin, hayret. Senden nedense vazgeçilemiyor. Her şeyi terk ettim, ne aşk ne şehvet. Sarışın başladığım esmer bitiyor. Anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli. Yazar, oyun yazarı ve şair. 80 sonrası Türk şiiri içinde çok mühim yer tutan Mungan’ın yazdığı tiyatro oyunları da yurt içinde ve dışında sayısız kez sahnelenmiş ve bir çok prestijli ödülün sahibi olmuştur. Murathan Mungan senaryo, öykü, deneme türlerinde de bir çok yapıt ortaya koymuş, özellikle yazdığı Türk Edebiyatı'nın en önemli şairlerinden Murathan Mungan'ın en güzel 5 söz önerisi; 1. Oysa konuşsak ya da dokunsak birbirimize, çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık. 2. Bütün masallar sonsuz bir kış uykusuna yatmışlardı. Murathan Mungan’ın bir erkeğe Cüneyt Özdemir’in o dönemki sevgilisinin doğum günü partisine İlhan Mansız için yazdığı şiiri bitiren ve dinlenmeye bırakan bNaxBM. Sayfa içeriği Murathan Mungan Sözleri Kısa, Murathan Mungan Sözleri Aşk, Murathan Mungan Sözleri Anlamlı, Murathan Mungan Sözleri Facebook, Murathan Mungan Sözleri DamarBu sayfamızda sizlere çok güzel Murathan Mungan sözleri hazırladık. Bu sayfada yer alan bu güzel sözleri sevdiklerinle facebook ya da twitterdan paylaşabilirsiniz. EN GÜZEL MURATHAN MUNGAN SÖZLERİ Dediler ki; yaşından çok daha olgunsun. Evet, dedim. Çünkü hep büyüklük bende kaldı. Murathan Mungan Bazı umutlar başka zamanlarındır… Ardından mırıldandığım şiir. Şimdi başkalarının dudaklarında göçebe… Zamana derinliğini veren şey birbirimizde sahip olmadığımız özellikleri aramamızdı. Çok sevmenin sevgisizliğine uğradım ben. Bilincin laneti, insanoğlunun uğradığı lanetler içinde en korkuncudur. Aramaktan vazgeç demiyorum, bulmaktan vazgeç. Birçok kadın delirmemek için, kendini ev temizlemeye vurarak delirir. Her suskunluk, bir iç kanamasıdır ilişkilerde… Ne zaman bir düş kursam, ertesi gün hayal kırıklarını topluyorum. Dört tane gerçek dost edin, tabutunu taşısın yeter… Uzak dediğin önce içinde birikir insanın, sonrası yalnızca yoldur. Sürekli geçmişe dönüp bakarsan boynun şarkı, onca film, onca roman ama sevmeye yetmez; herkesin kalbi. Hayatım, içimden geçen cümleler içinde geçti. Azı karar olmadı hiç sevmelerim, hep çoğu zarar dedikleri kadar sevdim… Yalnızsanız, zamanın ve ölümün fazlasıyla farkındasınız. Bu da ötekiler gibi kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden yaşayıp gidecek. İnsanların acıları onlar çok konuştukları için uzun sürüyor. Aşk kapıyı çaldığında hemen açma… Bazıları, çocuklar gibi zile basıp kaçıyor. Alçalan insanların yükselen değerlerinden uzak duruyorum. Kendim için büyük bir tehlikeyim artık, ilerliyorum içimdeki yer çatlağı boyunca. İnsan masumiyetini bazen bir başkasının günahıyla bir büyük yazarın dediği gibi, en iyi intikam şekli, kayıtsızlıktır. Yalnız biri olsun isterken, yalnız biri’ oldum istemeden. Kanayan yaralarına, kan dursun diye başka bedenler basarsan, mikrop kaparsın. Kimse çıktığı yolda kendisi kalmaz. Yol insanı başkalaştırır. Takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zaman herkesin içinde başka türlü ilerler. Kırık bir kalbi alçıya alırsanız, herkes gelir imzasını atar. Beden dediğin aşka vesile, insan ruhlara aşık olur, sevdikçe başkasını kendinde bulur. Sen bildiğim gibi kalmadın ama ben unuttuğun gibiyim hala. Bir otobüs aşkıydı belki bizimkisi, benim yolum son durak seninkisi müsait bir yer’di… Ne zaman içime biraz fazla baksam yükseklik korkum yalnızca beraber olduklarında değil, ayrıldıklarında da eksiltiyorlardı kadınları. Bazı gecelerin sabahı yoktur yalnızca karanlık olarak kalırlar. Birini adam gibi sevmek; aldanmayı, ağlamayı hatta yalnız kalmayı göze almak demektir. Seninle aramızda bir şey varsa şayet, o da mesafelerdir artık. Aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım dağılıp gitti herkes… İçimi sızlatacak kimse kalmadı içimde. Kimsenin kimsesi yok ki herkesin elmasında kendi diş izleri. Kurşun sesi kadar hızlı geçer yaşamak öyle zordur ki, kurşunu havada, sevgiyi de yürekte tutmak. Gökte ararken yerde bulduğum olmadı hiç. Ama yerde bulup da göklere çıkarmışlığım çoktur. Çok gevezelik eden bir toplumduk belki, ama aslında hiç konuşmuyorduk. Sahiden konuşmuyorduk. Birbirimizden kaçırdığımız gözlerimiz; şimdi birbirimizden kaçırdığımız gerçeklerle göz göze…Gümüş sahibi olmayanlar, gümüşün karardığını bilmezler. Onlar gümüşü hep ay kadar parlak sanırlar. Hepimiz sevilmek, beğenilmek, alkışlanmak istiyoruz. Önemli olan eleştiriden yararlanmaktır. Yağan bir kar tanesi gibi; camdan bakınca çok masumsun, yaklaşınca soğuksun, dokunursam; erirsin… Her zaman olduğu ve hepimizin bildiği gibi, bütün gürültülerden sonra geriye yalnızlık kalır. Gelirsen yolum genişler, gelmezsen hayalini severim. Yanmaktan korkmam ben bu aşka, sağ çıktığım yerlerden geldim. Kimdi giden kimdi kalan aslında giden değil kalandır terk eden giden de bu yüzden gitmiştir zaten. Bazı hayaller, boşa çıksalar bile, gücünü yaşanmışlıktan alan hatıralar kadar canlı ve şiddetli hatırlanabilirler. Sana söz hayat! Bundan sonra kimseyi göz çukurlarıma ekip büyümesi için gözyaşı dökmeyeceğim… Ve işte o zaman kırdığın bu kalp, şimdi kırıyor başka kalpleri! Aşkta kazanmak dedikleri kaybetmektir birçok şeyi… Aşkın bir yolu vardır, her yaşta başka türlü geçilen. Aşkın bir yolu vardır, her yaşta biraz yazık ki, kadınlar arasında kurulan ittifakların çoğu, ancak başka kadınlar söz konusu olduğunda mümkündür. Değişen durumlara göre bazen çok iyi, bazen çok kötü bulduğum bir medeni halim var; bekârım. Her çocuk sahibi kadın, buna karşılık hayatının en az yarısını öder. Geri kalan yarısındansa artık ne çıkarsa! Şimdi her çeşit kötülüğün, zekâ oyunu; her çeşit aşağılamanın ince alaycılık sanıldığı bir çağa geldik. Hatırlamak için bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır. Güçlü olmaya benden daha çok ihtiyacın var çünkü haksız olduğunu kalbinin bir yerinde biliyorsun. Bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine bütün hayatını anlatmak istersin. Kimse benim kadar sevmedi diye bağırıyordu adam. Gözlerin geldi aklıma. Gülümsedim, geçtim. Kırılmış bir bardaktan etrafa saçılmış cam parçasıysam, üstüme basmaya çalışanların ayaklarını kanatmak zorundayım. Bilmem ki; karşılaşsak bile hatırlayabilir miyiz birbirimizi yeniden. İkimizde artık bir başkasıyken…Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatamazsın. Önce içine atarsın, sonra da susarsın. Can kırıkları, cam kırıkları gibi değildir. Öyle süpürünce gitmez; içinde kalır, aklına geldikçe de batar… Sen beni sevmedin ya… Ben de gidip herkesi sevdim ve herkese böldüm kendimi… Herkese az az düştüm… Ve kimseye yetmedim. Sevdiklerimizin hayatına ya erken girer, ya geç kalırız. Bütün aşk dramları da bundan doğar zaten. Bir erkeğin bir kadına söyleyebileceği en güzel söz bir daha ki seveceğim kız, “bizim kızımız olacak” demesidir. Hayat bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. Anlatabilsem sende neler gördüğümü kimse inanmaz hayal derdi. Bilselerdi sende neler gördüğümü yıllarca hayal görmek isterlerdi. Unutarak ve vedalaşarak geçilen durakların birinde inmemiz gerekir bindiğimiz düşlerden hayat belki başka biri yapar bizi. Beklentisi yüksek olan kadınların yalnızlığı daha koyu olur; çünkü ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki cezadır! Dilini çözemediğim ihanet. Gel bir daha bende dene kendini. Ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte. Ne ben yenebiliyorum seni…Her yazı öncelikle bir dil bulmaktır. Dilini bulmuş olmak, bir yazının yarısı eder yalpa için ilginç bir dil bulduğumu düşünüyorum. Kadın dediğin, başına gelenlerin üzüntüsüyle yetinmez, gelebilecek olan bela çeşitlerini de hayal ederek, derdini çoğaltır. Bir tek gece vardır insanın hayatında. Ömür boyu sürer nöbeti. Bu da öyleydi. İyi ol, sağ ol, uzak ol. Ama bir daha görme beni! Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Varlığın bana yetmiyorken, yokluğunla avunmak zorundayım! Ya al götür kalanımı. Ya da gel, tamamla eksik kalan yanımı. Hepimiz varoluşumuza bir anlam ararız. Kundak ile kefen arasındaki şeyin adı ömürdür, hayat değil. Hayatı biraz da kendimiz yaparız. Yokluğunda her sabah bozuk bir günaydın atıyorum çocukluğumdan kalma eski kumbarama. Geldiğinde sana güzel bir hoşgeldin almayı planlıyorum. Gece söndürür hayalet olmaya yetmeyenlerin ışığını güçlü olmaya benden daha çok ihtiyacın var çünkü haksız olduğunu kalbinin bir yerinde biliyorsun. Her insan kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Az ya da çok ama mutlaka bir bedel… Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır. Uğruna neler kaybettiğinin hesabını yaparak hiçbir zaferin tadını çıkaramazsın. Bu yüzden nelerden vazgeçmiş olduğumu düşünmem bile! Kazandıklarıma bakarım. Herkes anlamlı anlamlı başını sallıyor. Duygulanmış gibiler, etkilenmiş gibiler, hüzünlenmiş gibiler. Hep gibiler. Hiç kendileri olamıyorlar. Olurlarsa kendilerinden korkuyorlar… Bazı sözler karanlıkta söylenir, diyorum uykularımın birinde. Bazı sözler hiçbir zaman, diyorum kendi sesime uyanırken. Bazı sözler karanlıkta söylenir bazı sözler hiçbir zaman… Zamanı yıllarla tartanlar yanılırlar hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle hatta çoğu zaman kendiyle bile yaşanır, içini tohuma bırakır… Geçer gider geçmez sandıkların bile… Toplumsal hafıza, yalnızca başarmışların kaydını tutar. Kaybedenlerin hikâyesi hiç saklanmaz. Oysa dünya tarihinin çok önemli bir bölümü kaybedenlerin hikâyelerinde saklıdır. Biliyorum bütün sözler yavan, bütün sözcüklerin içi boşaltılmış, bütün anlamlar kullanılmış, bütün anlar uçucu; kelimeye dökülen her duygu, kendiliğinden soğuk bir klişe oluveriyor; hiç bir sözcük duygularıma da yüreğime de yetmiyor. Huzurluyum. Mutluluk benim için hiçbir zaman önemli olmadı. Daha çok rastlantı gibi yaşadım mutluluğu. Kısa anların hediyesi gibi. Yaşamın karşıma çıkardığı bazı anlar benim için mutluluk demekti, o kadar… Kadınlar esir alındıkları yeri, korundukları yer sanırlar. Kadınlar için hem siper hem sığınaktır mutfak ve her zaman sıcak aile yuvasının içimizi ısıtan sembolü anlamına da gelmez; yaşayan ölüler haline gelmiş kimi kadınların morgudur aynı zamanda. Toprağa verilene kadar bekledikleri yerdir. Mutlaka her durumda vermem gereken bir karşılık bulunması zorunluluğunu hangi yaşlarda, nasıl edindim bilmiyorum. Hiçbir şeyi kesin sessizliklere, belirsizliklere, suskunluk anlarına, boşluğa emanet edememek, gerçek bir iç yükü oysa dünyanın açıklamalarla kolaylaştığını kim söylemiş! Bazen sarhoşken, karanlığın içinde yüksek sesle söylüyorum adını. Ya da birinin kollarındayken, bazen pencereyi açıp, sokaktan geçiyormuşsun gibi ardından sesleniyorum. Hep başkaları bakıyor yukarıya. Ben gülümseyerek “gitti” diyorum, yakalayamadım gitti. SAYFA İÇERİĞİ Murathan Mungan Sözleri, Murathan Mungan Alıntıları, En Güzel Murathan Mungan Sözleri, Kısa Murathan Mungan Sözleri, Murathan Mungan Özlü Sözleri, Murathan Mungan En Güzel Sözleri Güzel sözler sitemizde yazarlarımızdan Murathan Mungan sözleri ve alıntıları bir araya getirilmiştir. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesaplarınızda yayımlayabilir, mesaj yoluyla sevdiklerinize iletebilirsiniz. Bizlere yorum bölümünden ulaşarak görüş ve önerilerinizi belirtebilirsiniz. MURATHAN MUNGAN SÖZLERİ ve ALINTILARI Bazı umutlar başka zamanlarındır… Mevsimin suçu yok, yokluğun soğuk. Zamana derinliğini veren şey hüzündür. Çok sevmenin sevgisizliğine uğradım ben. Acı veriyorsa geçmiş; geçmemiş demektir. Her suskunluk, bir iç kanamasıdır ilişkilerde… Hayatım, içimden geçen cümleler içinde geçti. Sürekli geçmişe dönüp bakarsan boynun tutulur. Aramaktan vazgeç demiyorum, bulmaktan vazgeç. Dört tane gerçek dost edin, tabutunu taşısın yeter… Yalnız biri olsun isterken, yalnız biri’ oldum istemeden. Kırık bir kalbi alçıya alırsanız, herkes gelir imzasını atar. İnsan masumiyetini bazen bir başkasının günahıyla öder. Yalnızsanız, zamanın ve ölümün fazlasıyla farkındasınız. İnsanların acıları onlar çok konuştukları için uzun sürüyor. Kimse çıktığı yolda kendisi kalmaz. Yol insanı başkalaştırır. Kimsenin kimsesi yok ki herkesin elmasında kendi diş izleri. Alçalan insanların yükselen değerlerinden uzak duruyorum. Bazı gecelerin sabahı yoktur yalnızca karanlık olarak kalırlar. Seninle aramızda bir şey varsa şayet, o da mesafelerdir artık. Sen bildiğim gibi kalmadın ama, ben unuttuğun gibiyim hala. Ne zaman içime biraz fazla baksam yükseklik korkum depreşir. Uzak dediğin önce içinde birikir insanın, sonrası yalnızca yoldur. Herkes içindir aşk da ayrılık da, yalnızca birkaç kişi ölür acıdan. Ne zaman bir düş kursam, ertesi gün hayal kırıklarını topluyorum. Aptallığımız; birbirimizde sahip olmadığımız özellikleri aramamızdı. Ardından mırıldandığım şiir. Şimdi başkalarının dudaklarında göçebe. Birçok kadın delirmemek için, kendini ev temizlemeye vurarak delirir. Bilincin laneti, insanoğlunun uğradığı lanetler içinde en korkuncudur. Unutma bir büyük yazarın dediği gibi, en iyi intikam şekli, kayıtsızlıktır. Bu da ötekiler gibi kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden yaşayıp gidecek. Azı karar olmadı hiç sevmelerim, hep çoğu zarar dedikleri kadar sevdim. Onca şarkı, onca film, onca roman ama sevmeye yetmez ; Herkesin kalbi. Aşk kapıyı çaldığında hemen açma… Bazıları, çocuklar gibi zile basıp kaçıyor. Kendim için büyük bir tehlikeyim artık, ilerliyorum içimdeki yer çatlağı boyunca. Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim,Ben sende bütün aşklarımı temize çektim. Kanayan yaralarına, kan dursun diye başka bedenler basarsan, mikrop kaparsın. Takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zaman herkesin içinde başka türlü ilerler. Bir otobüs aşkıydı belki bizimkisi, benim yolum son durak seninkisi müsait bir yer’di… Beden dediğin aşka vesile, insan ruhlara aşık olur, sevdikçe başkasını kendinde bulur. Erkekler yalnızca beraber olduklarında değil, ayrıldıklarında da eksiltiyorlardı kadınları. Dediler ki; yaşından çok daha olgunsun. Evet, dedim. Çünkü hep büyüklük bende kaldı. Birini adam gibi sevmek; aldanmayı, ağlamayı hatta yalnız kalmayı göze almak demektir. Her zaman olduğu ve hepimizin bildiği gibi, bütün gürültülerden sonra geriye yalnızlık kalır. Gökte ararken yerde bulduğum olmadı hiç. Ama yerde bulup da göklere çıkarmışlığım çoktur. Kimse benim kadar sevmedi diye bağırıyordu adam. Gözlerin geldi aklıma.. gülümsedim, geçtim. Sevdiklerimizin hayatına ya erken girer, ya geç kalırız. Bütün aşk dramları da bundan doğar zaten. Kimdi giden kimdi kalan Aslında giden değil Kalandır terkeden Giden de bu yüzden gitmiştir zaten. Birbirimizden kaçırdığımız gözlerimiz ; Şimdi birbirimizden kaçırdığımız gerçeklerle göz göze… Aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım dağılıp gitti herkes… İçimi sızlatacak kimse kalmadı içimde. Aşkın bir yolu vardır, Her yaşta başka türlü geçilen. Aşkın bir yolu vardır, Her yaşta biraz geçikilen. Kurşun sesi kadar hızlı geçer yaşamak Öyle zordur ki, kurşunu havada, sevgiyi de yürekte tutmak. Değişen durumlara göre bazen çok iyi, bazen çok kötü bulduğum bir medeni halim var; bekarım. Can kırıkları, cam kırıkları gibi değildir. Öyle süpürünce gitmez; İçinde kalır, aklına geldikçe de batar… Güçlü olmaya benden daha çok ihtiyacın var Çünkü haksız olduğunu< Kalbinin bir yerinde biliyorsun. Şimdi her çeşit kötülüğün, zeka oyunu;her çeşit aşağılamanın ince alaycılık sanıldığı bir çağa geldik. Bilmem ki; karşılaşsak bile hatırlayabilir miyiz birbirimizi yeniden..? İkimizde artık bir başkasıyken. Hayat bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. Gümüş sahibi olmayanlar, gümüşün karardığını bilmezler. Onlar gümüşü hep ay kadar parlak sanırlar. Hepimiz sevilmek, beğenilmek, alkışlanmak istiyoruz. Önemli olan eleştiriden yararlanmaktır. Sana söz hayat ! Bundan sonra kimseyi göz çukurlarıma ekip, büyümesi için gözyaşı dökmeyeceğim… Bazı hayaller, boşa çıksalar bile, gücünü yaşanmışlıktan alan hatıralar kadar canlı ve şiddetli hatırlanabilirler. Her çocuk sahibi kadın, buna karşılık hayatının en az yarısını öder. Geri kalan yarısındansa artık ne çıkarsa! Çok gevezelik eden bir toplumduk belki, ama aslında hiç konuşmuyorduk. Sahiden konuşmuyorduk. Bir erkeğin bir kadına söyleyebileceği en güzel söz ”Bir daha ki seveceğim kız, bizim kızımız olacak” demesidir. Yağan bir kar tanesi gibi; Camdan bakınca çok masumsun, yaklaşınca soğuksun, dokunursam; erirsin… Ne yazık ki, kadınlar arasında kurulan ittifakların çoğu, ancak başka kadınlar söz konusu olduğunda mümkündür. Ve işte o zaman kırdığın bu kalp, Şimdi kırıyor başka kalpleri ! Aşkta kazanmak dedikleri kaybetmektir bir çok şeyi… Bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine bütün hayatını anlatmak istersin. Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatamazsın. Önce içine atarsın, sonra da susarsın. Hatırlamak için bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır. Beklentisi yüksek olan kadınların yalnızlığı daha koyu olur; çünkü ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki cezadır! Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Kadın dediğin, başına gelenlerin üzüntüsüyle yetinmez, gelebilecek olan bela çeşitlerini de hayal ederek, derdini çoğaltır. Gelirsen yolum genişler, Gelmezsen hayalini severim. Yanmaktan korkmam Ben bu aşka, sağ çıktığım yerlerden geldim. Unutarak ve vedalaşarak geçilen durakların birinde inmemiz gerekir bindiğimiz düşlerden hayat belki başka biri yapar bizi. Varlığın bana yetmiyorken, yokluğunla avunmak zorundayım ! Ya al götür kalanımı. Ya da gel, tamamla eksik kalan yanımı. Kırılmış bir bardaktan etrafa saçılmış cam parçasıysam,üstüme basmaya çalışanların ayaklarını kanatmak zorundayım. Bir tek gece vardır insanın hayatında. Ömür boyu sürer nöbeti. Bu da öyleydi. İyi ol, sağ ol, uzak ol. Ama bir daha görme beni! Bazen ona bir şeyler yazarsın, yazar silersin.. yazar silersin.. O hiçbirini okumamış olur; ama sen hepsini söylemiş olursun. Sen beni sevmedin ya… Ben de gidip herkesi sevdim ve herkese böldüm kendimi… Herkese az az düştüm… ve kimseye yetmedim. Her yazı öncelikle bir dil bulmaktır. Dilini bulmuş olmak, bir yazının yarısı eder. ”Yalpa” için ilginç bir dil bulduğumu düşünüyorum. Dilini çözemediğim ihanet. Gel bir daha bende dene kendini. Ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte. Ne ben yenebiliyorum seni… En mutlu anında bi rüzgar eser de, burnuna o’nun kokusu gelir ya. İşte o’nunla aynı parfümü kullananların Allah belasını versin. Anlatabilsem sende neler gördüğümü kimse inanmaz hayal derdi. Bilselerdi sende neler gördüğümü yıllarca hayal görmek isterlerdi. Hepimiz varoluşumuza bir anlam ararız. Kundak ile kefen arasındaki şeyin adı ömürdür, hayat değil. Hayatı biraz da kendimiz yaparız. Kalabalıkların başıboş uğultusu, içinizdeki uğultuyu oyalar İnsanı içinin sesini dinlemekten alıkoyan gürültüler, kimi zaman bir çeşir terapi yerine geçebilir. Gece söndürür hayalet olmaya yetmeyenlerin ışığını Güçlü olmaya benden daha çok ihtiyacın var Çünkü haksız olduğunu Kalbinin bir yerinde biliyorsun. Her insan kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Az ya da çok ama mutlaka bir bedel… Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır. Yokluğunda her sabah bozuk bir günaydın atıyorum çocukluğumdan kalma eski kumbarama. Geldiğinde sana güzel bir hoşgeldin almayı planlıyorum. Uğruna neler kaybettiğinin hesabını yaparak hiçbir zaferin tadını çıkaramazsın. Bu yüzden nelerden vazgeçmiş olduğumu düşünmem bile! Kazandıklarıma bakarım. Herkes anlamlı anlamlı başını sallıyor. Duygulanmış gibiler, etkilenmiş gibiler, hüzünlenmiş gibiler. Hep gibiler. Hiç kendileri olamıyolar. Olurlarsa kendilerinden korkuyorlar. Zamanı yıllarla tartanlar yanılırlar hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle hatta çoğu zaman kendiyle bile yaşanır, içini tohuma bırakır … geçer gider geçmez sandıkların bile… Bazı sözler karanlıkta söylenir, diyorum uykularımın birinde. Bazı sözler hiçbir zaman, diyorum kendi sesime uyanırken. Bazı sözler karanlıkta söylenir Bazı sözler hiçbir zaman… Toplumsal hafıza, yalnızca başarmışların kaydını tutar. Kaybedenlerin hikayesi hiç saklanmaz. Oysa dünya tarihinin çok önemli bir bölümü kaybedenlerin hikayelerinde saklıdır. Huzurluyum. Mutluluk benim için hiçbir zaman önemli olmadı. Daha çok rastlantı gibi yaşadım mutluluğu. Kısa anların hediyesi gibi. Yaşamın karşıma çıkardığı bazı anlar benim için mutluluk demekti, o kadar… Nazım Hikmet, Cahit Sıtkı Tarancı, Cemal Süreya başta olmak üzere ünlü şairlerimizin dostluk alıntılı şiirlerini derledik. 1. Nazım Hikmet – Dostluk Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerinden Nazım Hikmet 15 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963 ile ilgili hazırladığımız diğer yazıları da okumanızı öneriyoruz. Nazım Hikmet’e Aşklarıyla İlham Vermiş 12 Özel Kadın Nazım Hikmet’ten 6 Özel İnsana 6 Özel Şiir Nazım Hikmet’in Aşk Şiirleri Nazım Hikmet’ten Piraye’ye Aşk Dolu 20 Mektup Nazım Hikmet’in 25 Unutulmaz Şiirinden Enfes Alıntılar Ian Berry – İngiltere, 1974 Biz haber etmeden haberimizi alırsın, yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin. Gözümüzün dilinden anlar, elimizin sırrını bilirsin. Namuslu bir kitap gibi güler, alnımızın terini silersin. O gider, bu gider, şu gider, Dostluk, sen yanı başımızda kalırsın 2. Cahit Sıtkı Tarancı – İmkansız Dostluk Cahit Sıtkı Tarancı Hayatı ve Eserleri Henri Cartier-Bresson Değil kardeşim, dal yeşil değil, gök mavi değil, Bilsen! Ben hangi alemdeyim, sen hangi alemde! Aklından geçer mi dersin aklımdan geçen şeyler? Sanmam! Yıldız ve rüzgar payımız müsavi değil; Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde; Vazgeç kardeşim, ayrıdır bindiğimiz gemiler! 3. Cemal Süreya – Dostluk İçin Düzyazı İkinci Yeni’nin önemli şairlerinden Cemal Süreya’nın 1931 – 9 Ocak 1990 şiirlerini derlediğimiz yazılarımızı da okumanızı öneriyoruz. Cemal Süreya Şiirlerinden Aşk Sözleri Cemal Süreya’nın 15 Şiirinden Etkileyici Sözler Dennis Stock – Paris, 1958 Erkekler arasındaki dostluklarda Av anlaşması da var. Kadınlar arasındaki dostluklar… Siyah ve yer yer yıldız ışınlı Bir kumaşın arkasında Usulca dönen bir çiçek düşünürüm. 4. Ahmet Telli – Unutma Dostumsun Bruno Barbey – Roma, 1964 Unutalım mı şimdi kente indiğimiz o ilk günü Sabahlara kadar okuduğumuz o kitapları Sabahlara kadar düşüncelerimizde yaşattığımız hayallerimizi Kar aydınlığında yürüdüğümüz o yolları Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam Her akşam mektup yazarım dağlar kadar Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim! 5. Bedri Rahmi Eyüboğlu – Dostluğumuz Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Resimleri, Şiirleri ve Hayatı Leonard Freed – Floransa, 1958 Dostluk dediğin güzel bir kitap Hava gibi Su gibi Ekmek gibi Vazgeçilmez bir tad Sonuna kadar dayanmak şart Dostluk dediğin eşsiz bir kitap Sevmediğin sayfaları varsa atla Sayfayı kökünden yırtmak şart mı 6. Sait Faik Abasıyanık – Karlı Hava Sait Faik Abasıyanık’ın En Güzel Hikayelerinden Alıntılar Bruce Davidson – New York, 1992 Sana dostluğumu içimden söküp Bahçene dikmeliyim. Meyvalar bol meyvalar, Yaz akşamları terleyen sürahilerdeki sular. Burada; içimin sökülmüş, kurt üşüşmüş fidanlığında Düşmanlıklarımın, hasetlerimin ve namussuzluğun Sarışın, acı yeşil ağaçlarında Zehir gibi bir kış akşamı Poyrazdan masun bir kulübe göreceksin Azizim sen, uzun bir yolculuğa çıkmışsın Tipi birdenbire bastırmış uzaklardan mavi fenerli bir araba geçmiş Yakınlarda at kişnemiş Bir süvari; şarkısını birdenbire kesip Yıldırım gibi uzaklaşmış Ova; alabildiğine uzak, göz alabildiğine düzlük. 7. Cahit Külebi – Dost Cahit Külebi’nin 20 Şiirinden Şahane Alıntılar isimli yazımızda daha fazla Cahit Külebi şiiri bulabilirsiniz. Peter Marlow – Liverpool, 1985 Bir gece habersiz bize gel Merdivenler gıcırdamasın, Öyle yorgunum ki hiç sorma Sen halimden anlarsın. Sabahlara kadar oturup konuşalım Kimse duymasın. Mavi bir gökyüzümüz olsun, kanatlarımız Dokunarak uçalım. 8. Behçet Necatigil – Dost Behçet Necatigil’in 15 Şiiri isimli yazımızı da okumanızı öneriyoruz. Sergio Larrain – Londra, 1959 Dostumdu önceleri, Göz nurunu kitaplara dökmek varken Avare gezerdi caddelerde. Dünya böyledir zaten, Kadın olmasın ara yerde! Bir varmış, bir yokmuş aramızdaki dostluk. Kızına kıl kadar olsun göz koysaydım, Derdim buydu korktuğu. Odama uğramaz oldu, semtimden geçmez; Oysa bir ben vardım içli dışlı olduğu. 9. Ahmet Kutsi Tecer – Dost Yüzü Ara Güler – Aphrodisias, 1958 Allahım, ne güzel şey bu dost yüzü! İnsanın kalbine dolan bu bakış! Ey çorak ruhlara veren bu süsü, Ey gönül, sana alkış, alkış, alkış! Gel dostum, yanıma otur, dizime Koy sıcak başını. Konuşmayalım, Bakışalım yalnız. Ama sen yine Cevap ver Sevdin mi beni bakalım? 10. Haydar Ergülen – Dostluk Üzerine Henri Cartier-Bresson – Lizbon, 1955 Kalbindeki cama bir taş değer, dosttandır kırılınca anlaşılır kalbin camdan olduğu kalbin bahçesinde bir gül solar, dosttandır dostun varsa taşı güle sayarlar, akşamı güne dostum varsa sözümü şiire sayarlar, beni şaire dostum var, öyleyse ölebilirim bile! 11. Murathan Mungan – Uzun Yolları Da Göze Alabilen Bir Dostluk Murathan Mungan’ın En Güzel 20 Şiiri isimli yazımızı da okumanızı öneriyoruz. Constantine Manos – Boston, 1974 Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir. her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir 12. İsmet Özel – Karlı Bir Gecede Bir Dostu Uyandırmak Jonas Bendiksen – Türkiye, 2013 İnsanları hummalı baharlar olarak tanımlamak ve bu yüzden göğsümde dakikalar ince parmaklar halinde geziniyor konvoylar geçiyor meşelikler arasından bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına ölümden anlayanı ciddi bir yaprak unutulacak diyorum, iyice unutulsun neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak. 13. Ümit Yaşar Oğuzcan – Dost Bildiklerim Jean Gaumy – Bilbao, 1982 Nerede o sözlere kandığım günler? Her gülen yüzü dost sandığım günler; Acıdan kahrolup yandığım günler Ta canıma yetti dost bildiklerim. Meydana çıkalı asıl çehreler Aydınlanmaz oldu artık geceler Yalanlar tükendi, indi maskeler Birer birer bitti dost bildiklerim. Doğum günü mesajları şiirleri Doğum Günü Hediyesi…Kim derdi ki gün gelip te ellerin elleri ellerinde terleyecek ve kim derdi ki yaşananlar acımasızca tarihin zalim diliminde silinecek?Gözler ilk kez sensiz ağlıyor İlk kez sözler sustuğunda Dudaklar dudaklarda Yalnız kalıyor Oysa doğum günümdü Mayısın son günü Beni sevdiğini söylediğinde Durdu zaman yürüdüğü yolda Şahitlik yaptı sevgiye,yüzüme güldüğündeŞimdi çok uzaklardasın Tarih yine aynı Yine birşeyler karalıyorum beyaz sayfalara Tek ilham gözlerin yok odamdaBu sana sayısız bir şiirim Bilinmeyenler içinde değil asla İlk te son da aynı olacak Hepsinde sen olacakVe ilk kez kendi doğum günümde Bir başkasına hediye veriyorum Belki bana verdiğin eşsiz hediyenin ışığını Sana yansıtıyorum…Doğum günü kutlu olsun sevginin Kim yaşıyorsa sonuna kadar Unutulmayanların,için için kanayanların Tesellisi olsun ölene kadar…Ferdi GökharmanBugün doğumgünün olduğu için farklı ve özel olduğunu mu sanıyorsun sen? Oysa sen benim için sadece bugün değil her gün farklı ve özelsin… Dostluğunun, arkadaşlığının verdiği keyfi sana anlatmam çok zor. Kalbim hep seninle. İyi ki varsın.. Birlikte daha nice yaşlara…Sesim güzel olmadığından sana bir doğumgünü şarkısı söyleyemiyorum. Bu yüzdendir ki böyle kısa bir mesaj çekiyorum. Yeni yaşında da hep olduğun gibi sevgi dolu ve neşeli kal. Sana koskocaman mutlu bir yıl dilerim! Gönlünden ne geçiyorsa hepsinin gerçekleşmesi dileğiyle..Bugün belki de çok kişiden doğumgünü mesajı alacaksın, ancak şu an okuduğun içlerinde en farklısı. Çünkü bu mesajın her harfi tamamen sevgiden oluşuyor. Hayatının her döneminde mutlu ve sağlıklı olmanı diliyorum. Tüm hayallerin gerçekleşsin, hayat güneşi her daim seni aydınlatsın! İyi ki doğdun ve iyi ki varsın…Dikkat! Bu mesaj sevgi, neşe ve iyi dilek içermektedir. Bir dakika için yaşamın ve seni düşünen birinin olduğunun sevincini hisset ve mutlu ol! Bu mutluluğun her zaman sürsün. İyi ki doğdun. Nice mutlu yaşlara…Arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremezsin ama senin için her daim varolduklarını ve seni düşündüklerini bilirsin. Bugün beni göremezsen de bil ki yanındayım! Doğumgünün kutlu olsun… İyi ki varsın varsın.. Birlikte daha nice yaşlara…Kısa bir mesaj olmalı bu. Sana binlerce öpücük ve sevgi yolluyorum buradan.. Bil ki unutulmadın.. Doğumgünün kutlu olsun!Doğum GünüKutlu olsun doğum günün, kötülükler uzak olsun Mutlu ol ömrünce, üzülmeler sana yasak olsun Kalbin kırılmasında, üzerinde kir pasak olsun Sen üzülme sakın, üzülmelerim sana feda olsunİyiki doğdun, iyiki vermiş yaradan seni bizlere Yıldırım gibi çaktın, güneş gibi açtın üstümüze Söz oldun, mani oldun, saz oldun bestemize Kutlu olsun doğum günün,nice mutlu senelereMuhterem Aslan 14 Şubat Dünya Öykü Günü bildirisini şair, yazar Murathan Mungan 30 yılı aşkın edebiyat yolculuğunda Son Istanbul, Cenk Hikâyeleri, Kırk Oda, Lal Masallar, Kaf Dağının Önü, Üç Aynalı Kırk Oda, Yedi Kapılı Kırk Oda, Kadından Kentler, Eldivenler, hikâyeler, Kibrit Çöpleri isimli öykü kitaplarıyla okurla buluşturdu. Daha çok şiirleri, hikâyeleri, roman ve oyunlarıyla tanınan Murathan Mungan aynı zamanda radyo oyunu, film senaryosu, şarkı sözü yazdı. Öyküleri, yazıları, şiirleri İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe, İspanyolca, Slovence ve Hollanda dillerine çevrildi. Bu kez Mungan “Öykünün geleceği sözün geleceğidir,” diyerek, “kıymetlisi” olan öykü için 2015 yılı Dünya Öykü Günü Bildirisi’ni Şubat Dünya Öykü Günü Ankara TöreniUluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği, Çankaya Belediyesi ve Ankara Üniversitesi ortaklığında düzenlenen 14 Şubat Dünya Öykü Günü Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’nda arasında edebiyatının önemli isimleri olan Vüs’at O. Bener, Füruzan, Haldun Taner ve Tomris Uyar’ın da aralarında bulunduğu edebiyatçıların eserlerini Ankaralılarla buluşturacak olan 14 Şubat Dünya Öykü Günü; yazar Murathan Mungan’ı konuk “2015 Yılı Dünya Öykü Günü Bildirisi”ni Murathan Mungan okuyacak. Devlet Tiyatroları sanatçılarından Şahin Ergüney ve Fulya Yeşilkaya’nın Murathan Mungan’ın “Boyacıköy’de Kanlı Bir Aşk Cinayeti” öyküsünü seslendireceği etkinlikte, Ankara Üniversitesi Konservatuar Sanatçıları da bir müzik dinletisi sunacak. Ayrıca eleştirmen Ayşegül Tözeren, Murathan Mungan’la kısa bir söyleşi Dünya Öykü Günü’neYaygınlaşan ve Ankara’da yıllardır kesintisiz olarak sürdürülen öykü günleri, Kasım 2003’te 69. Uluslararası Dünya Kongresi’nde onaylanan 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nü doğurdu. 14 Şubat 2002 tarihinde Ankara’da yapılan “Öykü Forum”a katılan öykücüler yazar Özcan Karabulut’un Dünya Öykü Günü önerisini kabul ettiler. O yıl Karabulut’un başkanlığını yaptığı Edebiyatçılar Derneği projeyi Türkiye Merkezi’ne taşıdı. Türkiye Merkezi de Uluslararası onaylaması için iletti. Böylece Dünya Öykü Günü önerisi Uluslararası Genel Kurulu’nda Çeviri ve Dilbilimsel Haklar Komitesi’nin önerisi olarak kabul edilmiş Şubat Dünya Öykü Günü İstanbul TöreniBir Öykü Şenliği olarak düzenlenen etkinliğin ev sahipliğini Heybeliada Halk Kütüphanesini Koruma Girişimi bildirisini Murathan Mungan’ın yazdığı, edebiyat ve öykü alanına emek vermiş yazarlardan oluşan yaklaşık 200 kişinin davet edildiği şenliğin teması “Adalar ve Edebiyat”.Geçmişten bugüne adalı yazarların anılacağı, adalarda edebiyat’ ve edebiyatta adalar’ın konuşulacağı, kısa filmlerle belgesellerin izleneceği şenlikte Semih Poroy’un çizgilerinde öykücülerimiz’ sergisi de Şubat Dünya Öykü Günü Almanya TöreniAvrupa Türkiyeli Yazarlar Girişimi ATYG, Dünya Öykü Günü”nü* Almanya’nın OBERHAUSEN kentinde bu yılki “Dünya Öykü Günü” kutlamasını, “Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği” ve “14 Şubat Dünyanın Öyküsü Dergisi” ile eşgüdümlü olarak, “Herkesin okuyacak / anlatacak bir aşk öyküsü vardır!” sloganıyla Almanya’nın Oberhausen şehrinde sözcüsü, yazar Mevlüt Asar’ın yönlendireceği etkinlik, 14 Şubat 2015, cumartesi günü Elsässer Straße 9, 46045 Oberhausen adresindeki “Linke Zentrum’”da, saat 1900’da Karadağ, Sepkin Coşkun, Atilla Keskin, Molla Demirel, Yavuz Kürkçü ve Raci Helvalı’nın müzik eşliğinde öykülerini paylaşacakları öykü akşamına, isteyen konuklar da sevdikleri bir öyküyü okuyarak katkıda Şubat Dünya Öykü Günü Eskişehir TöreniBu yılki Dünya Öykü Günü kutlamaları da Eskişehir’de Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği ve Tepebaşı Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilecek.“14 Şubat Dünyanın Öyküsü Dergisi” ile işbirliği içinde Öykü Günü Bildirisi okunarak açılışı yapılacak olan etkinliğin öykü adına heyecan verici konukları olacak. Aslı Erdoğan ile Nilüfer Altunkaya söyleşisi, Deniz D. Şimşek ile Alptuğ Topaktaş söyleşisi gerçekleştirilecek. Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği’nin “İnsan öyküsüyle var” sloganından yola çıkarak Eskişehirli yazarlar Emel İrtem, Sevtap Ayyıldız, Mehmet Sadık Bozkurt ve İbrahim Bilek kendi öykülerini okuyacak. Nilüfer Altunkaya’nın sunumuyla gerçekleştirilecek etkinlikte konuk yazarlarla imza ve söyleşi de 15 Şubat 2015 Pazar günü 1700-1930 saatleri arasında Özdilek Sanat Merkezinde Şubat Dünya Öykü Günü İzmir TöreniUrla’da saat Toprak Sahne Sanat Merkezi’nde Cumali-Seferis Kültür ve Sanat Derneği, Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği ve Toprak Sahne Sanat Merkezi’nin ortaklaşa düzenleyeceği 14 Şubat Dünya Öykü Günü etkinliği Murathan Mungan’ın yazdığı bildirinin okunmasıyla başlayacak. Ardından Hasan Özkılıç’ın yönlendiriciliğinde Kerem Işık, Altay Ömer Erdoğan ve Aydın Şimşek “Öykünün Bugünü”nü Sahne Oyuncuları Necati Cumalı’dan bir öykü ile okuma tiyatrosu Faruk Zeren, Fergun Özelli, Feyza Akbulut Öner, Halil İbrahim Özbay, Hülya Soyşekerci, Muzaffer Kale ve Yıldız İlhan “Öykücülerimizden Seslenişler” bölümünün konuğu

doğum günü şiiri murathan mungan