🪔 Şiir Yazma Için Çizgili Süslü Kağıtlar

Yazma önceden belirlenmiş bir konuda duygu, düşünce ya da hayallerin belli bir düzen ve bütünlük. içinde özgün olarak yazıya geçirilmesidir. Yazma; hazırlık, planlama, taslak metin oluşturma, düzeltme. ve geliştirme, yazılan metni paylaşma gibi aşamaları olan bir süreçtir. Öğretici (bilgilendirici) Bilimselyöntemlerle oluşturulan bir yazı, sadece yazarın duygu ve düşüncelerinin ifadesinin Ötesinde, başka bilimsel kaynakların da incelenmesini ve yararlanılmasını zorunlu kılan bir yazı olması sebebiyle bir süreç gerektirmektedir. Bu süreç, bilimsel bir araştırmaya neden gerek duyulduğu sorusunun cevabıdır. Uzun yıllar boyunca devlet ve özel üniversite kütüphanelerinde çalıştım. İlk ve ortaöğretim eğitim sisteminde, okuma-yazma ve kitap okuma konusunda ne derece eksik olduğumuzu üniversiteye gelen öğrencilerden anlıyordum. 18 yaşına kadar bu güzel alışkanlığı edinememiş çocuklara o yaştan sonra da ulaşabilmek hayli zor oluyordu bizim için. Ebru sanatı üzerine kaligrafi ve hat yazısı ile isim-şiir yazımı vb. gibi hizmetler vermekteyiz. Hazır lale ebrusu, karanfil ebrusu, sümbül ebrusu vb. satışını da yapmaktayız. Ayrıca tabağa isim yazımı, davetiye zarfı üzerine isim yazımı, hattat davetiye yazımı ankara, diploma-sertifika yazımı konusunda da yazidasanat bu kazak halen duruyor. üç nesil için modifiye edildi, kolu uzatıldı, yakası dikleştirildi, annem, ablam ve ablamın kızı giydi. halen de giyiyor. yüksel teyzenin torunu bengisu'nun modelliğinde kazağın bugünü. :) annem ev ekonomisi dersi için kendi öğrencilerinin yaptıklarıyla. üzerindeki bluz ve hırkayı kendisi örmüş. 1. Sınıf ”elakin” Okuma Yazma Etkinliği pdf formatında özgün bir çalışma olarak düzenlenmiştir. Çalışmalarımızın hepsini ücretsiz olarak indirip kullanabilirsiniz. İyi Çalışmalar…. 1. Sınıf / Etkinlikler / Müzik / Ödevler. 1 sınıf şiir yazma okuma etkinlik – 1 sınıf şiir yazma okuma etkinlik. Hecematik 1. Partimalzemeleri, balonlar, kullan at ürünler, ambalaj malzemeleri, dekoratif ürünler ve uygun fiyatlarıyla binlerce çeşit ürün Parti Adresi'nde. Güzelbir kalpli resim oluşturabilirsiniz. Bu sayfamızda sevgiliniz için özel bir resim yapın ve ona gönderin. Hızlı kolay bir şekilde resminizi oluşturabilirsiniz. Resminizi yapmak için siteye giriş yapınız. Gözat butonuna tıklayın bilgisayarınızdan bir resim yükleyin siteye. Son olarak Resminizi oluşturun butonuna Açıklama şiir ve yazı için kağıtlar. 1. Sınıf Türkçe Kılavuz Çizgili Kağıt Süslü dosyası, 1. Sınıf Çizgi Çalışmaları bölümünde bulunmaktadır. 1. Sınıf Türkçe Kılavuz Çizgili Kağıt Süslü Eğitimhane, 1. Sınıf Türkçe Kılavuz Çizgili Kağıt Süslü indir. çocuklardonmamış beton gibidir, üzerine ne düşerse iz bırakır 18.Nisan.2009 #6. III. Stili - artist: Sanatlı, mecazlı, süslü anlatımlar ve özentili bir üslupla yazma tarzıdır. IV. Düş - gerçek çatışması: İstenilen, hayal edilen hayat ile yaşanmak zorunda kalınan hayat arasındaki farkın yarattığı psikolojik gerilim. K590eB. Alm. Manuscript n, Handschrift, Fr. Manuscrit m, İng. Manuscript. Herhangi bir yazı basma âletiyle basılmamış olup, özel mürekkep ve kalemle çoğu defâ yine özel işlenmiş kâğıtlara yazılarak meydana getirilen, ilmî, fennî, edebî eserler. Deyim “el yazması eser, yazma eser” olarak da kullanılır. Taş, kiremit, tuğla, deri gibi şeyler üzerine yazılan yazılar, mektuplar, fermanlar, imtiyaznâme ve diğer şeyler de elle yazılmış olmakla berâber, bunlara genellikle el yazması denilmez. El yazmasına “kol yazması” da el yazmaları papirus, daha sonra da parşömen üzerine yazıldı. Bunlar iki ucundan birer sopaya tutturularak rulo şeklinde saklanır ve metin yukarıdan aşağıya iki sütun hâlinde yazılırdı. Bugünkü kitapların ilk biçimi olan dörde katlanmış sahifeler kodeks üstüne yazı yazılması 3 ve 4. yüzyıllarda ortaya çıktı. Eski çağda kitapları köleler veya âzâtlılar çoğaltırdı. Ortaçağda kitap yazma işi manastırlardaki keşişlerin elinde kaldı. 13. yüzyıldan sonra manastırların yerini müstensih atelyeleri aldı. Bâzı devirlerde, parşömenin az ve pahalı olması sebebiyle yazılı yapraklar silinerek, başka metinler önce Çinliler, daha sonra Türkler kullandı. Türklerden Araplar öğrendi ve Endülüs Emevîleri vâsıtasıyla Batıya geçti. 11 ve 13. yüzyıllarda kâğıt, Batıda iyice yayılmıştı. Fakat parşömen hâlâ gözdeydi. Bu arada el yazmalarının altın ve gümüşle süslenmesine de başlandı. Başlıklar ve minyatürler için daha çok altın kullanıldı. Minyatür ve tezhip, ortaçağ boyunca batıda olduğu gibi doğuda da büyük gelişme gösterdi. Kitapların elle yazılarak çoğaltılması, 15. yüzyılda matbaanın bulunmasına kadar devam etti. Osmanlı Devletinde matbaanın kullanılması daha geç târihlere rastladığı 1728 ve o zamanki müstensihlerin ve hattatların çokluğu sebebiyle, başlıbaşına bir sanat dalı ve meslek olan elle kitap çoğaltma işi 19. yüzyıla kadar devam kültür ve medeniyeti içinde başlıbaşına bir sanat dalı olarak gelişen el yazması sanatı, yüzbinlerce ilmî, fennî, edebî, eserlerin ortaya konmasını sağladı. Şimdi bu eserler, dünyâ kütüphânelerini süslemekte ve ilim âlemini yazması eserlerin kesin sayısı henüz bilinmiyor. En güzel ve nefis nümûneleri, Osmanlılar devrinde ortaya kondu. Çoğu İstanbul Kütüphânelerinde muhâfaza edilmektedir. Ne yazık ki, bir çoğu da yurt dışına kaçırılmış, yabancılara satılmıştır. Yabancı kültürlerin İslâm ülkelerini istilâ etmeleri, Müslümanların dinlerini ve an’anelerini tahrip ettiği gibi, nice sanat dallarını da köreltti. Tabiatıyla, ehli ve erbâbı azalan sanat ve meslekler de eski verimliliğini kaybetti. Bu sebeple el yazması sanatı yeryüzünde sayılı birkaç hattatın elinde yazması eserler gâyet güzel yazılarla yazılıp, sahifeleri tezhiplerle süslenirdi. Kâğıdı, mürekkebi, kalem tekniği ve yazı çeşitleri başlıbaşına birkaç ilim dalı ve meslek olarak gelişti. İslâm âleminde, Kur’ân-ı kerîme karşı gösterilen büyük hürmet, cilt ve yazıhat sanatının gelişmesinde büyük rol oynadı. Bu sebeple çok büyük hattatlar yetişti. İcâzeti diploması olan hattatlar, yenilerini yetiştirerek bu sanatın günümüze kadar devâmını sağladılar. Müstakîmzâde Süleyman Sâdeddîn Efendi, Tuhfe-i Hattâtin adlı eserinde, bu sanatın meşhur büyüklerini tanıtmaktadır. İbnü’l-Emin Mahmûd Kemâl İnal Bey de Son Hattatlar adlı iki ciltlik kitabında, son hattaları tanıtmaktadır. Hemen hemen bütün dünyâ kütüphânelerini süsleyen yazma eserlerimiz nice hattatların göz ve gönül nûru, ömür sermâyesidir. Her kütüphânede basma kitaplardan ayrı olarak el yazması eserlerin saklanıp, tasnif edildiği, îtinâ ile korunduğu bölümler vardır. Nüshası nâdir olan el yazması eserler daha îtinâ ile korunur. Gerektiğinde fotokopisi çıkarılarak, yâhut mikrofilm tekniğiyle çoğaltılarak araştırmacıların istifâdesine sunulur. Böylece nâdir ve orijinal eserler muhâfaza edilerek gelecek nesillere kitap, zahmetli ve uzun süren bir çalışmanın sonunda ortaya çıktığı için hem Batı, hem de doğu medeniyetlerinde çok kıymetli sayılırdı. Kitaplar çoğu zaman altınla ve değerli taşlarla bezeli kapaklarla ciltlenerek kıymetleri daha da artardı. Ayrıca kitabın içine minyatürler ilâve edilir ve sahifeleri tezhiplenerek zenginleştirilirdi. Yazma eserlerin ciltlenmesinde deri kullanılırdı. Klasik bir ciltte dört kısım bulunurdu. Üst kapak, alt kapak, sertab ve miklab. Üst kapak, kitabın önünde bulunur ve sırtla alt arka kapağa bağlanır. Sertab, miklapla alt kapak arasındadır. Sertab, kitap kapandığı zaman sayfaların kenarlarını örten parça olup, alt kapakla berâber hareket eder. Miklab, sertaba bağlı olan ve okunmakta olan yerin kaybolmaması için sahifelerin arasına konulan parçadır. Cilt kapaklarının dış yüzünde kapağın tam ortasında “şemse” denilen tezyinat bulunurdu. Bâzan kapağın çevresi de tezyinatlı olurdu Bkz. Cilt. Kıymetli el yazmalarının cildi de çok sanatkarâne yazmalarında genellikle âhârlı kâğıt kullanılırdı. Âhâr; kâğıdın pütürlü yüzeyini düzelttiğinden, kamış kalemin çok rahat hareket etmesini, yanlış yazılan yerlerin kolaylıkla silinmesini temin eder ve kâğıda dayanıklılık sağlardı. Osmanlılarda daha çok Hint âbâdîsi, Çin ve Venedik kâğıtları tercih edilirdi. Daha sonraları Avrupa’dan getirilen Fligranlı ve su yollu kâğıtlar kullanıldı. Sonra bizde de kâğıtçılık gelişince, kendi kâğıtlarımız kullanılmaya başlandı. Yazmalarda sayfa numarası bulunmaz, bunlara sonradan varak numarası verilmiştir. Her yaprak varak; a ön yüzü ve b arka yüzünden ibârettir. Yazmalarda formalar 10 yapraktan meydana gelirdi. Genellikle sağdaki sayfanın en altına soldaki sayfanın ilk kelimesi yazılarak, yaprakların birbirini tâkip etmesi sağlanırdı. Buna yaka, pâyende, çoban, müşir, rakabe, muvâsıla ve reddadiye gibi isimler olan kâğıtlara düzgün bir şekilde yazı yazabilmek için, bir karton üzerine münâsip aralıklarla ince iplikler, bunların da sağına ve soluna yukarıdan aşağıya doğru birer iplik gerilir, buna “mıstar” denirdi. Yazılacak kâğıt mıstar üzerine konur ve bastırılırsa, ip kâğıtta çizgiler hâlinde iz bırakırdı. En çok kullanılan kâğıtlar nohudî, yâni nohut renginde olanlardı. Yazının dört kenarına “cetvel” adı verilen çizgiler çizilirdi. Kitabın kıymetine göre bu cedvellerin sayısı artar ve bâzan iki çizgi arası altın yaldızla doldurulurdu. Bâzan el yazması eserlerin sahife kenarlarına notlar, eklemeler, şerhler ve hâşiyeler yazılır, buna “derkenar” veya “hâmiş” denilirdi. Yazıda beziryağı isinden yapılmış mürekkep kitapta, ciltten sonra ara kapak iç kapak gelir. Bunu içindekiler kısmı tâkip eder. İçindekiler kısmı yoksa metnin başladığı yaprak iç kapak adını alır. Eğer bu sayfa yaprağın ön yüzü süslü ise “zahriye” adı verilir. Zahriyelerde yazar ve kitap adı ile bâzan hangi kütüphâneye âit olduğu yazılıdır. İç kapağın ön a yüzünde zahriye denilen süsleme yoksa, bu sahîfede yazar ve kitap adından başka temellük kaydı denilen, yâni kitabın kime âit olduğunu, kimden satın alındığını bildiren kayıtlar vardır. Bu kayıtlar mühür şeklinde de olabilir. Yine bu sahifede fevârid adı verilen; doğum ölüm, azil, yangın, zelzele önemli hâdiseler ve şiirler şeklinde rastlanan küçük notlar vardır. Bâzı yazmalarda da vakf kaydı bulunur. Bunlar vakfedilmiş eserler olup, alınıp satılması yasaktır. Yazma kitapta asıl metin zahriyenin arka yüzünde b yüzü başlar. Hattat elinden çıkan el yazmalarının ilk sahifesi süslemeli olur ve serlevha veya mihrabiye adıyla anılır. Dikdörtgen veya üçgen şeklindeki bu süslemeli serlevhada besmele veya kitabın adı yer Besmele ile başlar. Bunu Allahü teâlâya hamd olsun anlamına gelen “hamdele” kısmı tâkip eder. Bundan sonra Peygamber efendimizi sallallahü aleyhi ve sellem, Ehl-i beyti ve Eshâbını selâmlayan ve hürmet dolu olan salvele kısmı gelir. Daha sonra günümüz kitaplarındaki önsöz ve giriş yerine geçen, mukaddime, dibâce veya sebeb-i telif bölümü yer alır. Bu bölümde yazar adı ve kitap adı belirtilir, zamânın sultanına sitâyiş yapılır. Yâni dîne, ilme, fenne yaptığı hizmetleri övülür. Ondan sonra eserin konusu, yazılış gâyesi, eserin ne zaman nerede ve kimin için yazıldığı belirtilir. Ayrıca kitabın hangi kaynaklardan faydalanarak yazıldığı da mesnevî, gibi manzum eserlerde yazar kendi adından bir münâsebetle bahseder ki, buna “mahlas” denir. Bâzı kitaplarda yazar adı bulunmayabilir. Bu durumda bibliyografik kaynaklardan faydalanılır. Genellikle 15. yüzyıldan sonra yazılan eserlerde, içindekiler veya fihrist, dibâce kısmında verilmiştir. Yazma kitap “hâtime” adı verilen bir sonuçla bitirilir. Hâtimenin sonunda “ferâğ kaydı”na rastlanırsa, bu kayıt, eserin bizzat müellif veya musannif tarafından yazıldığını, kısaca müellif hattı olduğunu gösterir. Müellif burada kitabı yazdığı yeri ve târihi belirtir, kısa bir duâ ile sözlerine son verir. Ferâğ kaydından başka yazmaların çoğunda rastlanan “ketebe” ve “istinsah” kayıtları vardır. Bu kayıtlar müstensihe âit olup, müstensihin adını, eserin adını, yazıldığı yeri ve târihi eserlere “tasnif” ve yazarına “musannif” denilir. Çeşitli eserlerden faydalanılarak yazılan eserlere “telif”, yazarına da “müellif” denir. Başkalarının eserlerini kâğıda geçiren, kitap hâline getiren kâtip ve hattatlara da “müstensih” ve bu işe de “istinsâh” denilir. Kitabı her zaman usta bir hattatın yazması şart değildir. Bu işte, üstat sayılan hattatlar dışında ikinci derecede hattatlar da çalışırdı. Abbâsîler döneminde kitap kopya eden hattatlara “varrâk” adı verilirdi. Görüldüğü gibi, yazmalarda rastlanan bu düzen, günümüz kitaplarında oldukça değişiktir. Üstelik yazmalardaki bu düzen, kitabın konusuna ve türüne göre de değişiklikler kütüphânelerinde üstünde yazma kitap bulunmaktadır. Kütüphânelerdeki yazmaların ayrıntılı katalogları hazırlanıp yayınlanmaktadır. El yazması eserlerimiz, özellikle İstanbul, Bursa, Konya, Manisa, Kayseri, Edirne, Erzurum gibi eski ilim ve kültür merkezlerindeki kitaplıklarda, şahısların özel kitaplıklarında bulunmakta olup, yerli ve yabancı araştırmacıları hayran bırakmaktadır. melih cevdet anday'ın bir şiiri, göçebe denizin üstünde adlı bir sözcükten yola çıkarımaç kalmış güzel bir kurttur okimi bir düşünden kikör bir gül gibi dönenirbedevi bir sabır gibiyimdirey tesellisiz gece yürekten gelen naif duyguları, dizeler halinde kaleme dökmek. imkansiz sey, hele de bu ayda... bkz orhan veli ... cesare pavese'den bir alintiyla ortulsun ruhlarimiz"her seyden once, unutma ki sevismek gibi bir seydir siir yazmak duydugu tadin paylasilip paylasilmadigini hic bilemez insan." kavafis cok guzel anlatmistir bu isin zorlugunu;***ilk basamakgenc şair evmenisbir gün theokritos'a yakındı"iki yıldır yazıp duruyorumancak bir idil tek çok dik, merdiveni çok dik;ayağımı attığım ilk basamaktan,hoşgör, daha yukarı çıkamayacağım.""sözlerin," dedi theokritos,"yakışıksız, söver basamaktaysan eğersevinç ve gurur duyman gerek şey değil geldiğin yere gelmekkazandığın büyük bu ilk basamak bilesıradan sürüden çok atabilmek için bu basamağahemşehrisi olmayı kabul etmelisindüşünceler o kente kabul edilmekaz görülen, güç bir kentin, yasayıcılar çıkar karşınahiçbir serüvencinin şey değil geldiğin yere gelmek;kazandığın büyük onur." ölmek ve hiçbir şey olmamış gibi kağıda geri gelmek. sanırım en kötü yanı vasat ve kalitesiz yazma olasılığının çok yüksek, bunu anlayıp kabul etmenin de zor olmasıdır. yanyana değil alt alta yapılır. şiir yazanlara "aşk, yalnız, mavi, kuş, karanlık, rüzgar, gece, yağmur, iç içim, için, içi, yürek, sıcacık" sözcüklerini kullanmak kanunlarca yasaklansa, cezası falaka olsa, filistin askısı olsa, insanlığın refaha kavuşacağına, dünyanın daha güzel bir yer olacağına inanıyorum. bir fiil olarak anlamlı eksiltmelerin ve gerksiz parçaları atmanın, gerçeğe biraz daha yaklaşmanın ifadesidir. ortaya çıkan şey mutlaka şiirdir. ama bu yazmak mıdır yoksa aslında silmek midir, tartışılabilir. belki de "şiir yazmak" değil, "şiir silmek"tir. şairde bildiğini kimseye söyleyemeyendir. sadece söylemek istemediklerini silip, söylemek istediğine en yakın olmaya çalışmaktır ama asla söyleyememektir şiir yazmak. ruhun orgazmı. herhangi bir duygunun doyum noktasına ulaşıp, boşalma anıdır. hayatla sevişmektir. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Sponsorlu BağlantılarŞiirinizi yazarken alt mısraya geçmek için enter tuşuna bir kere basınız. Şiirinizin ikinci kıtasına geçmek için ise enter tuşuna iki kez basınız. Bu resim iki dörtlük şiirlere göre düzenlenmiştir. Bu arkaplan resmi üzerine şiir yazmak için tıklayınız. Sponsorlu Bağlantılar Yazı dolaşımı 415 Yorum - “Resim Üzerine Şiir Yaz” Sayfalar [28] 27 26 25 24 23 22 21 20 19 18 17 16 15 14 … 1 » 415 gizem dedi ki at gizemim bn hep dua ettım bi sevdigim olsun dıye oda sensın gizemim sen nıye ıstemıyon bnı bn senı cook sevdım sen aldattın bnı gizeeem gel don gerı bn cook acı cekıyorum gızem cok aglıyorum kalbımi sar yaralarını gızem sensız kalmak ısemıyom gızem anla benı gizem tut elımden sev beni delice gizemm varsa hatam soyle senı severken gizemim heseyım hadi dön geri gizemim nolur bn delırıyorum sensız gızemım 414 zeynep dedi ki at sevdim seni birkere başkasını sevemem deli diyorlar bana hiç kimseyi takamam benim aklım sendedir gecem gündüz yanında ne istiyorsun artık senn 413 gürkan dedi ki at Gecenin démi çöktü yalnızlığa Her zaman ki gibi bekledim Ön bahçedeki limonun Arka bahçede ki zeytin agacının Çiçek açmasını bekler gibiydim Démi çöktü,yalnızlıgın dibine Saatleri saydım sen gel diye Limon meyve verdi,zeytin büyüdü Bayatladı sensizlik Vazgeçtim her bahardan,artık gelme Çünkü Öyle … 412 Kemale Azerbaycan dedi ki at  Gece-gunduz ciraqla sen Hele meni gezeceksen. Axtarmaqdan bezeceksen, Menden bir de olmayacaq. Yollara gul elesen de, Seher-axsam dilesen de, Basina kul elesen de, Menden bir de olmayacaq. Var olacaq, yox olacaq, Menden bir de olmayacaq. Gozel qizlar cox olacaq, Menden bir de olmayacaq. Basqa yaz, bahar gelecek, Yagis yagib qar gelecek, Dunya sene dar gelecek, Menden bir de olmayacaq. Duz qeddini eyeceksen, Heyif ona deyeceksen, Dizlerine doyeceksen, Menden bir de olmayacaq. Yatma bele, hele oyan, Getme bele, hele dayan, Seni seven, seni duyan Menden bir de olmayacaq. 411 gamze dedi ki at vallah ister sev ister sevme bizimkiler seni gorende seninki gelir deyirler ☻ men cox soze baxan qizam qulaq asiram asiram axirda yenede oz bildiyimi edirem ☻☻ 410 gamze dedi ki at coxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx gozel saytdir ne isteyirem bezeyirem sevdim bu sayti elllllllaaaaaaaaaaa 409 gamze dedi ki at daxil olmaq isteyirem 408 RÜMEYSA dedi ki at Masmavi denizin kıyısında Hiç bitmeyen o güzellik Evet masmavi bir deniz Her tarafı martılarla süslü Acılar kayıplar dolu dünyada. Dumanlar bürümüş denizin dört bir yanını Bir kayık olsa denizin ortasında Bir bardak çayım ve bir kitabım Evet masmavi denizin kıyısında 407 GÖKÇE dedi ki at BU ÇOK GÜZEL 406 beceriksiz yazar dedi ki at yalan söyledim ama niye? seni yürekten sevdim diye söyledim hatta bile bile aşkımız güçlensin diye biliyorum unutmayacaksın büyüyen yalanları sarsam kalp yaralarını ama sadece bir şey söylesem sana desem seviyorum seni! inanır mısın? 405 babacım seni seviyorum dedi ki at babacım seni cok seviyorum 404 abc dedi ki at BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN ! İÇİNİZE SEVİNÇ DOLSUN ! 403 Beceriksiz Yazar. dedi ki at RÜYALAR ALEMİ Bir şiir Yazsam, Seni de koyardım, içine şiirim içinden, Bakardın yıldızlara. Belki sana, Yapardım yıldızlardan, Işık saçan bir taç. Belki saçına takar, Belkide hiç çıkarmazdın. Ama yapamadım seni, Yıldızların arasında, Dolaştıramadım. Ama benden bekleme, Bir şiir yazmamı, Okurken bakmışım, dalmısın çoktan! Rüyalar alemine… 402 adil dedi ki at ne dedim sana kalbim yandı nezaman sevdin kalbince beni ama benseni sevdim alıyıza bedel ama hain sensim demek sırtımdan vurdun yazan..karamsar adil beste adil sertkal 401 sezai dedi ki at bir zamanlar değer verdiğim biri bana evlilikten ne bekliyorsun diye sormuştu. imanımı tamamlamayı bekliyorum… istediği cevap buydu.. Sayfalar [28] 27 26 25 24 23 22 21 20 19 18 17 16 15 14 … 1 » Yorum Yaz Desenli,Renkli ve Çizgili Resimli Sayfalar Mektup,Şiir Kağıtları Her ne kadar eskisi kadar mektup yazmasak ta yinede ben sizler için Çizgili şirin ve güzel resimlerle renklerle bezenmiş Mektup kağıtlarını paylaşmak istiyorum. Mektup için kullanılmasa da Öğrenciler şiir yazma ya da masal yazma gibi ödevlerinde bu güzel desenli ve çizgili kağıtların sayfaların çıktılarını alarak kullanabilirler. Birbirinden şirin Çizgili dosya sayfalarında çiçekli ve gül resimli güzel resimler ve üzerinde Ayıcıklı kağıtların büyük hallerini görebilmek için Resimlerin üzerine tıklayınız.

şiir yazma için çizgili süslü kağıtlar